2 Nisan 2015 Perşembe

"M. Kemal zamanında ekonomi iyi durumdaydı" yalanı (kemalist kaynaklı paylaşım)

"M. Kemal zamanında ekonomi iyi durumdaydı" yalanı (kemalist kaynaklı paylaşım)
Kapitalizm neymiş, kimler Amerikancıymış okuyalım
**********
Iş Bankasının Atatürk dışındaki kurucuları Cumhuriyetin mutlu azınlığını göstermek bakımından ilgi çekicidir.
Kurucular ve yöneticiler Istiklal Savaşından gelme nüfuzlu politikacılar, tüccar ve eşraftır.
Kurtuluş Savaşından gelme nüfuzlu politikacılar ile sivrilmiş eşraf ve tüccarı bir araya getiren bu özel banka
devlet gücüyle kısa zamanda gelişecek ve bu sayede birçok kapitalist imal edecektir. Banka içinde,
kendilerini iş hayatının göbeğinde bulan Kurtuluş Savaşı temsilcileri de iş hayatının tadına kolayca
varacaklardır. Celâl Bayar liderliğinde Muammer Eriş, Siirtli Mahmut, Kılıç Ali, Recep Zühtü, Salih Bozok,
Nuri Conker, Cevat Abbas vb. gibi kişiler Iş Bankası Grubu olarak tanınacak ve bu grubun adı, affaınsme
tartışmalarında sık sık işitilecek. Iş Bankası, 1925'te kurulacak Sanayi ve Maden Bankasıyla beraber devlet
eliyle fert zengin etmenin öncülüğünü yapacaktır.
Falih Rıfkı Atay'ın yorumuyla, Kolay kazanç elde etmeye çalışanlar, yerli, yabancı, Ankara'da nüfuz
tüccarlarını bulmakta ve onlar vasıtası ile bankayı kendi teşebbüsleri içine sürüklemekte idi. (...) öyle bir
sistem kurulmak isteniyordu: Devletin yapacağını banka yapmalı idi. Şüphesiz arada bankanın yabancı iş ve
yerli nüfuz komisyoncuları, asıl hisseyi paylaşacaklar. Iş Bankasının, ya da Iş Bankası Grubu diye
adlandırılan iş bilir yöneticilerin katıldığı 'tatlı' kârların çeşitli örneklerine rastlıyoruz.
Bunlardan ilgi çekici bir tanesi, gene mebuslarla (milletvekili) iş adamlarının 1925'te ortaklaşa kurdukları
Şeker Şirketi'dir. Kurucular Şakir Kesebir, Edirne Mebusu Faik Oztrak, Bilecik Mebusu Ibrahim Çolak ve
'Şeker Kralı' Hayri Ipar'ın yönetiminde dört tüccar. Bu ortaklık Iş Bankasını ve Ziraat Bankasını kendi
bünyesine aldıktan sonra şeker ithalatını ele geçirmiştir, iş Bankasının nüfuzundan ve grubundan
yararlanarak şeker fabrikalarının üretimi düşük tutulmuş, ithal malı şekerler tekelden satılarak astronomik
kazançlar sağlanmıştır.Devlet 1939'da şeker fabrikalarını kontrolü altına alınca, aynı fabrikaların üretimi bir yılda 42.000 tondan
90.000 tona yükselmiştir. Bu miktar daha sonra 120 bin tona çıkacaktır.
Iş Bankasının bir diğer faaliyeti Paşabahçe şişe ve cam fabrikalarıdır. Ancak bu işletmenin tekeli Karako ve
Ortaklarına verilmiştir. Bu ortaklık, Iş Bankası yöneticilerinin onayıyla; fabrika mamullerini pahalıya satmakta
(daha doğrusu sattırmamakta), kendi ithal ettiği Polonya ve Alman mallarını piyasaya ucuza vererek büyük
kârlar sağlamaktadır. Fiyatları suni şekilde yüksek tutan Paşabahçe fabrikasının zararı pahasına Karako ve
ortakları, onlara bu imkânı sağlayan iş bilir grubu kazanmaktadır.
Mutlu azınlığın bu büyük aracı, Inönü'nün Cumhurbaşkanlığına kadar fonksiyonunu yerine getirecektir.
1939'da Iş Bankası grubunun skandallarıyla ilgili dosyalar hazırlanacak, fakat devr-i sabık yaratmamak
görüşündeki 'namuslu kanat' tarafından gün ışığına çıkartılmayacaktır. Cumhuriyetin ilk döneminde mutlu
azınlık yararınca işleyen bir usul de, devletin çeşitli tekeller kurup bunu özel teşebbüse devretmesidir.
Bu şekilde 'seçme' kişilere kazanç sağlanmakta, komisyonlar alınmaktadır. Istanbul, Izmir limanlarının
işletmesi, kibrit inhisarı (önce Belçika'nın De Bont firmasına, sonra The American Turkish Investement
Corp'a) petrol benzin ithalat inhisarı (Tekeli) (American Standart Oil şirketine), vb. özel şirketlere
bırakılmaktadır.
(AMERIKAN ŞIRKETLERINE BIRAKILIYOR... KIM AMERIKANCIYMIŞ VE KIMLER MEMLEKETI
SATIYORMUŞ GÖRÜYORUZ ["Anti CHP Arşivi" Sayfa Yönetimi] )
...Devam ediyor...
Mutlu azınlığın önemli kolu olan eşraf ve toprak ağalarına, devlet, Iş Bankasının görevini Ziraat Bankasına
gördürerek arka çıkmaktadır.
Bu banka Cumhuriyetten önce, devlet sermayesiyle kurulmuştur. 1924'te yeni başkent Ankara'ya nakledilerek
bir anonim şirket haline getirilir; o günlerin eğilimlerine uygun olarak meclis iş idaresine Anadolu eşrafı, tüccar
ve mebuslar girer.
Bankanın yeniden kuruluşunda amaç, köylüye ucuz kredi sağlamaktır. Ancak bu amaç idare meclisinin yapısı
uyarınca kısa zamanda terk edilecek, devlet parası ya toprak ağaları ve öteki eşrafa sermaye olacak, ya da
onların tefecilik yaparak köylüyü soymalarında kullanılacaktır. Küçük çiftçinin bankadan kredi alabilmesi için
kefil bulması, ya da toprağını bankaya ipotek etmesi gerekmektedir. Kefil, tabiatıyla, eşraf ya da ağa
olacaktır. Bu aracılar, verdikleri kefalet karşılığında köylünün toprağına ipotek koymakta, köylü para
bulamazsa onun borcunu bankaya ödeyip toprağı ele geçirmektedir.
Sürekli para sıkıntısı içindeki köylü bu 'kefalet' işine kendini çabucak koyuvermiştir.
1928'de köylünün kefil göstererek aldığı borcun toplamı 2 milyon lirayken, bu meblağ 1931' de 12,7 milyona
yükselecek, bankaya toprağın ipotek edilmesiyle borçlanılan miktar ise 13 milyonu bulacaktır. Bu 13
milyonun yarısı, ipotek karşılığında aldığı borç 500 liradan az olan küçük çiftçiye aittir.
Ziraat Bankasının eşrafa verilen kredileri hızlı bir tefeciliğin, selem usulünün sermayesi olmaktadır. Ürünler
daha tarladayken yok pahasına kapatılmakta; eşraf, bankadan % 10 faizle aldığı borcu % 80 % 100 faizle
muhtaç köylüye nakletmektedir.
Devletin koruyucu kanadında palazlanan eşraf ve ağa takımına Cumhuriyet idaresinin sağladığı bir kolaylık
da Medeni Kanundur.
Hemen hiç para ödemeden bankaya ortak olan bu kimseler, hızla gelişen bankadan büyük kazanç
sağlamışlardır:
Mahmut Celâl (Bayar), Siirt Milletvekili Mahmut, Hüseyin Beyzade Ibrahim, Mora Yenişehirlizade Ethem
Hasan, Cebelibereket Milletvekili Ihsan, tüccardan Hanifzade Ahmet, Edirneli Emin, eşraftan Sükkerizade
Tevfik Paşa, Süreyya Emir Paşa, manifatura tüccarı Hafız Halit, Trabzon Milletvekili Hasan (Saka), Kavaklı
Ibrahim Paşazade Hüseyin, Attarzade Rasim, Sivas Milletvekili Rasim, Inegöllüzade Mehmet Saffet,
Uşakkizade Mahmut Muammer, tüccardan Altıağazade Mustafa, ecza-i tıbbiye taciri Necip, Yelkencizade
Lütfi, Izmir Milletvekili Rahmi, Muhasebecizade Rıza, Kınacızade şakir, Yozgat Milletvekili Salih, Nemlizade
Sıtkı, Yozgat eşrafından Akif Paşa, Hacı Ebubekirzade Osman, Ali Ramiz ve şürekâsı, Remzizade Ferit,Ertuğrul Milletvekili Dr. Fikret, Rize Milletvekili Fuat, Gaziantep Milletvekili Kılıç Ali, Avundukzade Mahmut,
Ragıp Paşazade şakir.
Başına eski Iktisat Vekillerinden Celâl Bayar'ın getirildiği bankanın yönetim kurulunda ise Atatürk'e yakınlığı
ile tanınan politikacılar çoğunluktadır:
Mahmut (Soydan), reis, Siirt Milletvekili; Mahmut Celâl (Bayar), aza ve Müdir-i Umumi, Izmir Milletvekili;
Rahmi (Köken), aza, Ticaret Vekili, Izmir Milletvekili; Salih (Bozok), aza, Bozöyük Milletvekili; Kılıç Ali, aza,
Gaziantep Milletvekili; Dr. Fikret, aza Ertuğrul Milletvekili; Fuat (Bulca), aza, Rize Milletvekili; Kınacızade
şakir, aza, Ankara Milletvekili.
**********
KAYNAK:
D. Avcıoğlu, Türkiye'nin Düzeni, sayfa 186, 187 (Dipnot olarak)
Ismail Cem, Türkiye'de geri kalmışlığın Tarihi, Can Yayınları 17. basım, 2007 Istanbul, sayfa 271, 272, 273

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder