edeceğiz inşaallah.
***
1 - M. Kemal Atatürk, benim tespitlerime göre Nutuk'ta, tam 15 defa Sevr'den "Proje" olarak bahsetmiştir.
Elimde bulunan, Bedi Yazıcı'nın eski Türkçe ve yeni Türkçe olarak yazdığı Nutuk'un[1];
562. sayfasında 2 defa
572. sayfasında 1 defa
632. sayfasında 3 defa
728. sayfasında 5 defa
732. sayfasında 1 defa
734. sayfasında 1 defa
740. sayfasında 2 defa
olmak üzere toplam 15 kez Sevr; "Proje" olarak tanımlanmıştır. Daha fazla olabilir, benim bulabildiklerim bu
kadar.
Üstelik 728. sayfasında M. Kemal şöyle diyor:
"Efendiler! Mondros Mütârekesi'nden sonra Türkiye'ye muhasım devletler tarafından dört defa sulh şeraiti
teklif edilmiştir. Bunların birinicisi Sevr Projesidir. Bu proje hiçbir müzakerenin mahsûlü olmayıp Düvel-i
İtilafiye tarafından Yunan Başvekil Mösyö Venizelos'un da iştirakiyle tanzim ve Vahidettin'in hükümeti***
tarafından 10 Ağustos 1920 de imza edilmiştir. Bu proje TBMM'nce bir `zemin-i münakaşa bile´
addedilmemiştir."
***Dikkat edilirse M.Kemal Paşa, bu metni daima proje diye isimlendirmekte ve projenin imzalanışını
Vahideddin’in Hükümeti tarafından diyerek Vahideddin Han’a değil, hükümete izafe etmektedir. Doğrusu, o
hükümetin murahhasları (delegeleri) tarafından olacak.
Ayrıca münakaşa bile edilmemiş, ancak her nedense günümüz kemalistleri Sevr'e dayanarak Sultan
Vahideddin'i (radıyallahu anh) haşa ihanet ile suçlamaktadırlar.
Bu birinci delilimizdi.
**********
2 - İsmet İnönü, Ulus gazetesinde yayınlanan hatıratında "Proje" tabirini kullanmıştır.[2]
**********
3 - Amerikan arşivlerinde bulunan, "Türk-Fransız Anlaşmasını" çeşitli yönleriyle inceleyen Fransızca bir belge
var elimde...[3]
Belgeye göre Fransa ve Türkiye'nin dostlukları çok eskiye dayanmakta ve Türkiye zaten büyük savaşta
Fransa ile değil Ruşya ile savaşmaktadır. İşgal durumunda ise Fransa ve Fransızlarla karşılaşan Türk halkı
onlarla eskiden olduğu gibi dost olmuştur. Fransa gerçekçi bir yaklaşımla Türkleri bir uşak durumuna düşüren
Sevr andlaşmasını reddetmiş ve kendi mirasının kalıntıları olan topraklan böylece Türklere geri vermiştir.
Fransa böylece kendisini İngiltere'nin doğu siyasetinden ayırmış ve Yunanlılar gibi maceracı olmadığını
göstermiştir. Fransa zaten Türkleri parçalamaya yönelik anlaşmalara Spa, Hythe ve San Remo'da karşı
çıkmış ve Lloyd George'a Tüık halkının hayatına dokunmaması ve onu kendi topraklarında hür bırakma
konusunda verdiği sözü hatırlatmış. Yunanlıların maceracı davranışı mareşal Foch, general Gouraud ve
albay Georges tarafından iyi karşılanmamış. Fransa böylece Türklerin meşru isteklerini kabul etmiş.
Yani, Fransa Sevr'i ciddiye bile almamış ve reddetmiştir.
**********
4 - Kemalist tarihçi Prof. Sina Akşin, 1983'te "Yaba" dergisine şöyle yazmıştır:
"ABD 1919 sonunda Avrupa siyasetinden elini eteğini çekmek kararını aldı. İngiltere, Müslüman
sömürgelerine ibret olsun diye Yunanistan’ı kendi uydusu yapıp Türkiye'yi ezmek kararındaydı. Fransa ve
İtalya, onun müttefiki olarak bu karara katılıyor görünüyorlardı. Nitekim Sevres Antlaşması’nı birlikte yaptılar.
Fakat anlaşılan kimse Sevres'i ciddiye almıyordu ki hiçbir devlet bu antlaşmayı onaylamadı. Sevres'i, garip
bir şekilde, bile bile ölü doğurdular."[4]
**********
5 - Yine Prof. Sina Akşin, "İç Savaş ve Sevr'de Ölüm" isimli eserinde şu sözlere yer vermiştir:
"Vahidettin imzalattığı Sevr Antlaşması’nı hiçbir zaman onaylamadı (…) İlginç olan başka bir şey, sonbaharda
Vahidettin’in kendisi de `feragat silahını´ kullanmaya başladı. (…) De Robeck bu olasılık karşısında hayli
heyecanlandı, çünkü [eğer Vahidettin tahttan çekilirse] Abdülmecit’e bu antlaşmayı onaylatmak çok zor
olacaktı. (…) Vahidettin San Remo'da dikte ettiği anılarında Sevr'i zorunluluktan ve zaman kazanmak
amacıyla imzalattığını, ama onaylamaya hiç niyeti olmadığını söylemiştir."[5]
**********
6 - İngiltere Parlamentosu tutanaklarında yapılan bir araştırmada üyelerden birinin Sevr'i "insanlık kibrinin ve
ahmaklığının anıtı" saydığını görüyoruz. Bir şeyi daha: Lozan görüşmelerini kabul etmek suretiyle Sevr'i
"yırtan taraf" olarak İngiliz hükümetini tebrik ettiğini görüyoruz.[6]
**********
7 - Osmanlı barış heyeti başkanı Tevfik Paşa bu `antlaşma (muahede) projesinin "Devlet ve istiklal
merhumları ile katiyen kabil-i telif" olmadığını yani `bağımsızlık´ ve hatta `devlet´ kavramlarıyla
bağdaşmasının mümkün olmadığını söylemiştir.[7]
**********
8 - Sevr şartlarının Türkiye'ye bildirilmesinin üzerinden sadece 10 gün geçmiştir ki Şeyhülislam Mustafa Sabri
Efendi, Sultanahmet meydanında düzenlenen mitingde kürsüye çıkıp ateşli bir konuşma yapmış ve projedeki
şartların asla kabul edilemeyeceğini haykırmıştır.[8]
**********
9 - Sultan Vahidettin ise Sevr'den her bahsedildiğinde `Musibetler Mecmuası´ `Mecelle-i Mesaib´ diyen ve
Antlaşmayı tasdik etmektense tahtımdan feragat etmekte kararlıydım, ifadesini kullanan Padişah Vahideddin
Han, Avni Paşa'ya dikte ettirdiği hatıralarında kendini şöyle ifade etmiştir;
`… O Sevr ki ilk defa elime aldığımda keskin bir acı ve korkulu bir ürperti hissettim… Sevr bana göre ne bir
antlaşma ne de bir paktı. Kötülüğün baştan aşağıya ta kendisiydi.´
Bu belge elime geldiğinde, mecburi ve geçici bir imza taktiğiyle biraz zaman kazanmaya çalıştım. Eğer işler
kötü gider ve bu oyalamayı başaramazsam antlaşmayı imzalamaktansa tahtan feragata kararlıydım.[9]
**********
10 - Sultan Vahidettin, yurdu terk ettikten sonra da Mekke'de yayınladığı bildiride, Sevr'i tasdik etmediğini
beyan etmiştir.[10]
**********
11 - Hükümdarın damadı İsmail Hakkı Okday Bey'e göre ise Sultan Vahideddin, anlaşmanın geçici bir süre
ile dahi imzalanmasına karşıdır:
`…Sultan Vahideddin Han, ekim ayında müttefiklerin onca baskısına ve Damat Ferit Paşa'nın kanunî
mecburiyet olduğunu hatırlatmasına rağmen Sevr'i geçici olarak dahi imzalamayı reddetmişti. Sevr'i daha
sonra imzalamayı reddederek Sultan çok açık bir biçimde bu barışın şartlarını kabul etmediğini yeterince
göstermişti.´[11]
**********
12 - Sultan kendi ifadesi ile "her kötülüğün kendisi" olan bu Sevr paçavra projesini, Damat Ferid Paşa'nın
zorlamasına rağmen sultan tarafından imza edilmemiş bulunduğu devrin İç İşleri Bakanı Ahmet Reşit Bey
tarafından hatırlarında açıkça ifade edilmiştir:
"Zat-ı Şahane'nin bu metni Sadrazam Ferid Paşa'nın, telkin ve zorlamasına rağmen, tasdikinden kesin bir
şekilde kaçındığı şüpheden uzaktır."[12]
**********
13 - Son olarak tarihçi Murat Bardakçı'nın sözlerine yer verelim:
"Milletlerarası bir anlaşmanın imzalanmış olması, bugün olduğu gibi, o zamanlarda da metnin yürürlüğe
girmesi için káfi değildi. Metin imzalanır ve devletler kendi kanunlarının öngördüğü şekilde onayladıktan
sonra 'teati ederler', yani onay belgelerini karşılıklı olarak birbirlerine verirler ve anlaşma ancak bundan sonra
yürürlüğe girerdi.
Sevr'in 433. maddesinde, 'Onay belgelerinin Türkiye ve üç müttefik devlet tarafından en kısa süre içinde
Paris'e gönderilip bir tutanak hazırlanmasından sonra yürürlüğe gireceği' yazılıydı. Türkiye ise anlaşmayı
onaylamadı, onay belgelerinin gönderilmesi ve teatisi diye birşey sözkonusu olmadı, dolayısıyla da Sevr,
bizim açımızdan hiçbir şekilde resmiyet kazanmadı."[13]
**********
Binaenaleyh, iddiamızı 13 delille ispatlamış bulunuyoruz...
Aslında Sevr'in bir çok maddesi zaten Lozan'da M. Kemal Atatürk ve zihniyeti tarafından kabul edilmiştir.
Sevr'in 139. maddesi; "İşgal altındaki Müslümanlarla bütün ilişkinizi keseceksiniz" mealindedir...
Peki bunu M. Kemal Atatürk yapmadı mı?
Osmanlı Devleti'ni bir gaye için parçalamak istediler. Acaba "Yurtta sulh, cihanda sulh"un bu gayeyle bir ilgisi
var mıydı?
**********
KAYNAKLAR:
[1] Bedi Yazıcı, Moda, Şubat 1995.
[2] İnönü hatıraları, Ulus gazetesi, 24 Temmuz 1968.
[3] Fotoğrafa bakınız.
[4] Prof. Sina Akşin, Türkiye’nin Önünde Üç Model, Telos Yay., 1997, sayfa 42.
[5] Prof. Sina Akşin, İç Savaş ve Sevr’de Ölüm, T. İş Bankası Yay., 2010, sayfa 220 vd.
[6] M. Çufalı, "Lozan konferansı ve…", ATAM, Temmuz 2000, sayfa 564.
[7] Ikdam gazetesi, 15 Mayıs 1920, sayfa 1.
[8] Mustafa Armağan, Zaman gazetesi, "Sevr'i tartışmaya açma zamanı geldi mi?" 18 Temmuz 2010. Mustafa
Armağan'dan 4,5,6'ıncı dipnotlarda istifade edilmiştir.
[9] Şerif Paşa'nın Sultan Vahideddin'den Tuttuğu Şahsi Notlar, (1924-1925) den naklen Murat Bardakçı,
Şahbaba, İstanbul 1998, sayfa 165-168.
[10] Sultan Vahideddin Han`ın Mekke Beyannamesi (1923).
[11] Sultan Vahideddin'in Damadı İ.Hakkı Bey'in Notlarından Naklen Murat Bardakçı, Şahbaba, İstanbul
1998, sayfa 165-168.
[12] Ahmet Reşit Bey, Gördüklerim Yaptıklarım, İstanbul 1945, sayfa 299.
[13] Murat Bardakçı, Hürriyet gazetesi, "Hiç endişelenmeyin, Sevr'i biz zaten onaylamamıştık", 31 Ağustos
2003.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder