2 Nisan 2015 Perşembe

Arapça Kuran ve Ezan'ın yasaklanması – 1 (10 Bölüm)

(Başlıkta kemalistlerin ilmi seviyesini dikkate alarak "Arapca" Kur'an tabirini kullandık.)
Kurtuluş Savaşı sonrası, 3 Mart 1922 de, Büyük Millet Mecılsi'nin üçüncü toplanma yılını açış konuşmasında,
Mustafa Kemal, sözü camilere getirdi. Burda Türkçe Ezan ve Kaemat gerçekleştireceği işaretini verdi.[1]
1924 Yılında Cumhuriyetin en büyük laik aşaması yapıldı: Halifelik kaldırıldı. Dolayısıyla Şeriye ve Evkaf
Vekaletleri de (Osmanlı'da kanunların şeriata uygunluğunu denetleyen bakanlık/Şeyhül İslamlık) kalkıyordu.
3 Mart 1924 tarihli kanunun birinci maddesi, Türkiye Cumhuriyetinde halkla ilgili bütün işlemlerin
yürütülmesini Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümete bırakıyordu. Ancak dinsel sorunları halledebilmek
için Başbakanlığa "bağlı" Diyanet İşleri Reisliği kuruldu. Camiler, medreseler, tekke ve zaviyelerin idaresi[2],
imam, hatip vaiz, şeyh, müezzin ve kayyumların atanmaları, il ve ilçelerdeki müftülük örgütleri de bu kuruluşa
bağlandı. Diyanet İşleri Reisliğinin bir de Danışma Kurulu vardı.
Amacı "Cumhuriyet ve laikliğe hizmetti". Bu kurul, ezan ve salatın Türkçeleştirilmesi, hutbelerin Türkçe
okunmasını ele aldı. Ayrıca, hutbelerin konularının siyasi, sosyal, askeri, mali içtimai ve iktisadi sorunları
kapsamalarının da üzerinde duruldu.[3](Yani Diyanet dini, laikliğe uydurmak ile görevli kılındı.)
1928'de Latin harflerinin alınması sırasında izinsiz olarak okul ya da kurs açılarak Arapça öğretilmesi
yasaklandı. Bu yaklaşım, aynı yıl devletin bir dini olduğu maddesinin Anayasa'dan çıkarılmasıyla devam etti.
Diyanet İşleri Reisi Rıfat Börekçi zamanında alınan bir kararla Kur'an-ı Kerim'in Türkçe'ye çevrilmesini
takiben namazların Türkçe olarak eda edilmesi uygulamasının başlatılacağı ve diğer Kur'an-ı Kerim'lerin
satışlarının men edileceği açıklanmıştı. Diyanet İşleri'nin yetki alanındaki bu değişiklikleri hazırlama görevi
İlâhiyat Fakültesi'ne verilmişti.[4]
**********
Devam edecek inşaallah...
**********
KAYNAKLAR:
[1] Vatan gazetesi, 13 Haziran 1922.
[2] Tekke ve Zaviyeler, 2 Eylül 1925 tarihli kararnamelerle kapatıldı (T.C. Tarihi, 4. Cild, sayfa 238.)
[3] Osman Ergin, Maarif Tarihi, 1. Cild, sayfa 243.
[4] Cihan Aktaş, [1991] 2005, Tanzimat'tan 12 Mart'a Kılık-Kıyafet ve İktidar, İstanbul, Kapı Yayınları, sayfa
228, 229.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder